![]() |
|
|
|
|
|
|
|
|
herşeyTÜRKİYEiçin! | ![]() |
|
|||||||
| Forum Yazarları Ak Parti Forum Yazarlarının Köşe Yazıları |
| Anayasa Değişiklik Paketi İle İlgili Sorular ve Cevapları |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
|
BAŞKANLIK SİSTEMİ
ALPEREN GÜRBÜZER Osmanlıyı örnek alarak başkanlık sistemini 1787 tarihinde itibaren ilk uygulayan ABD süper güç olmanın keyfini yaşıyor adeta. Belli ki Başkanlık sisteminin getirdiği kolaylıklar bu ülkeye istikrar getirmişte. Biz ise Cumhuriyeti kurarken ilhamımızı Fransa’dan almamıza rağmen, Fransızların yarı başkanlık sistemini hayata geçirmiş modelini görmezlikten gelmişiz. Oysa Fransa 1956’dan itibaren pürüzsüz bir şekilde yarı başkanlık sisteminin nimetlerinden faydalanmaya devam ediyor da. Tarihi geleneğimizde uygunluk arz eden Başkanlık modeli istikrar açısından Türkiye için zaruridir. Sistemden kaynaklanan tıkanıklığa son vermek arzusunda isek katılımcı demokrasi, dar bölgeli iki kademeli seçim sistemi, ekonomik katılım ve âdem-i merkeziyetçi (yerinden uygulamalar) anlayışını gerçekleştirmemiz gerekiyor. Bütün bu unsurların koordineli bir şekilde yürütülmesi içinde Başkanlık sistemi elbette ki elzem gibi gözüküyor. Maalesef oligarşi parti yapılanmaları, hatta sivil toplum örgütlerinin işlerlik kazanmaması siyasi tıkanıklığa yol açmaktadır. Militarist yapılanmalar siyasi partilerin iç bünyelerinde denetimi sıfıra indirerek sert politik sistemi doğurmuştur. Üstelik halkoyu ile millet meclisine gelen milletvekilleri hür iradesini ortaya koyamayarak bağlı olduğu liderinin iki dudağı arasında çıkan her cümleye amade olmak mecburiyeti hissediyor ve konumunu liderine borçlu hissettiği için de sözünden bir türlü dışarı çıkamamaktadır. Tüm bu gerçeklerden hareketle Anayasa değişikliğine gidilirken hem ülkemize soluk aldıracak tarzda ve toplum gerçekleriyle örtüşecek biçimde hem de yeni Anayasamız sanayileşmiş bilgi toplumunun içinde bulunacağı şartları da göz önün de bulundurarak hazırlanmalı. Aynı zamanda geleneksel yapılarımızla da barışık kılacak ve milletin vicdanı olacak anayasa olmalıdır. Sıkı parti disiplinli anlayışlardan dolayı iktidarlar gerektiğinde Meclisi emrine amade biçimde kullanabiliyor da. Bu durumda hükümeti sorgulamak mekanizmaları işlemediği için denetim gerçekleşemiyor. Bugüne dek verilen gensoruların yüzde doksan dokuzu reddedilmiştir. Zira meclis soruşturmaları, meclis araştırmaları ve genel görüşmelerde çıkan tablodan Meclisin yeterince denetleme görevi yapamadığı ortaya çıkıyor. Madem Parlamento çoğunluğunu parçalara ayırmak nispi temsil sisteminin adı, o halde dikta heveslilerinin darbe yapma emellerine geçit vermeden ve meclisi fonksiyonsuz kılmadan dar bölgeli iki turlu seçim sistemi kanunu pekâlâ çıkartılabilir. Bu arada demokratik parlamenter anlayışımıza renk katacak güçlü yürütme yapılanmasına da gidilmeli. Çünkü demokrasinin sık sık kesintiye uğramasının sebeplerinden biride anında karar verebilecek elastiki yürütme modelimizin olmamasıdır. Yani demokrasiyi seçilmişlerden ibaret sanmak yürütmenin en büyük handikabıdır. Tarihte birçok devlet kurmuşuz, hemen hepsi parlamentarizme dayanmaz, fakat Başkanlık modeli esas alınmıştır. Bakın Osmanlı altı yüzyıl Başkanlık sistemini uygulayarak uzun seneler ayakta kalabile bilmiştir. Dolayısıyla bugünkü siyasi geleneğimize de Başkanlık modelini monte etmekte fayda var diye düşünüyoruz. Belki de Cumhuriyet döneminde siyasi geleneğimizin en büyük eksikliği Başkanlık sisteminin olmamasıdır. Fransa’yı model almada örnek almışız, ama her nedense Yarı Başkanlık sistemini bile düşünmemişiz. Başkan hem yetki sahibi hem de halk tarafından seçildiği için sorumlu merciidir. Halka dayanan ve halkın oyu ile yetki ve sorumluluğu üstlenen başkan, ister istemez meclisi de denetleyebilecektir. Nitekim farklı kimliklere sahip ülkelerde en iyi model Başkanlık sistemidir. Parlamentarizm ise tek tip etnitisiye sahip ülkelere has bir uygulamadır. Seçilmişlerimiz gücünü milletten almayıp parti başkanından alması parlamentoyu pasifleştirmektedir. Parlamenterler ekonomiyi kontrol etmek ve kanun yapmak gibi iki ana görevleri yapması gerekirken, bu işleri iktidarlar yürütmekte. Böyle olunca da yetkisiz TBMM ortaya çıkmakta... Oysa başkanlık modelinde yetki iktidara değil parlamentoya verilecektir. Bu modele geçtiğimizde parlamentonun itibarının artmasının yanı sıra çok partili hayat normal seviyesine inebilecekte. Her zaman barıştan söz ederiz ama, istikrarı sağlayacak başkanlık sistemine geçit vermeyiz bir türlü. Bütçe çalışmalarının hükümetin parlamentodan bağımsız yürütmesi, kanun tasarılarının parlamentodan değil de hükümet üyelerince hazırlanması gerçekten düşündürücüdür. İki başlı yönetim anlayışında ısrar ettikçe istikrasızlığın bataklığına saplanmaktayız. Hakeza Dar bölge sistemi ile iki türlü seçim modelinde partilerin birbirine muhtaçlığı söz konusu olacağından partiler arası kavgalar yumuşayacaktır. Çünkü bu sistemde diğer partilerin taraftarlarının oylarına ihtiyaç vardır. Başkan parlamentoya gelen insanları en uygun insanları görevlendirerek bildiği programı devreye sokarak istikrar ortamı hazırlama şansını elde edebilecektir.. Kuvvetler ayrılığı prensibini başkanlık modelinin daha iyi işleme avantajı vardır. Bu sistemde Başkan herkesin başkanı addedileceğinden yasama yürütmeye, yürütmede yasamaya müdahale edemeyecektir. Malum olduğu üzere Milli Şef döneminde yürütme yasamaya el attığı için kuvvetler ayrılığı prensibi büyük yara almıştır. Üstelik 1982 Anayasasında ise tam tersi durumla karşı karşıya kaldık, yasama yürütmenin önünü tıkayacak maddeler konularak işler daha da karmaşık hal almıştır. Atanmışların seçilmişlerin önünde olması bu durumu teyit ediyor zaten. Başkanlık modeli gerçekleştiğinde millet devlet ikiliği de ortadan kalkacak, gerçek manada bütünleşme ve kaynaşma meydana gelecektir elbet. Zaten halkın devlete bakışı devlet baba formülüdür. O halde devlet baba geleneğini başkanlık modeline dönüştürmek zor olmasa gerektir. Hatta bugün kanayan yaramız olan Güneydoğu meselesinde bu sistemle çözüleceğine inanıyoruz. Güney Amerika ülkelerinin şartlarına bakıp da Başkanlık sisteminden vazgeçmek büyük bir hata olur. Eski sömürge ülkelerinin (Arjantin-Latin Amerika ülkeleri) bizimle ortak yanımız olmadığı için Başkanlık sisteminden vazgeçmemizi gerektirmez. Çünkü tarihi geleneğimiz doğruluyor bu konuda bizi. Velhasıl; Dinimizde yerini bulan; İki kişi bir arada olsa bile birinizi başkan seçiniz sözü boşuna söylenmiş değil ki. Vesselam. |
| Offline |
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|